enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
16,2501
EURO
17,1601
ALTIN
953,11
BIST
2.554,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
25°C
İstanbul
25°C
Hafif Yağmurlu
Salı Parçalı Bulutlu
26°C
Çarşamba Az Bulutlu
26°C
Perşembe Az Bulutlu
27°C
Cuma Parçalı Bulutlu
27°C

Mario Levi: En güzel kitap henüz yazılmayan kitaptır

Yazar Mario Levi, 12.

Mario Levi: En güzel kitap henüz yazılmayan kitaptır

Yazar Mario Levi, 12. Kocaeli Kitap Fuarı’nda kitapseverlerle buluştu.

 

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 12. Kocaeli Kitap Fuarı’na kitapseverlerin yoğun ilgisi sürüyor. Bu kapsamda yazar Mario Levi Karamürsel Alp Salonu’nda “İstanbul’da Yazar Olmak” adlı bir söyleşi gerçekleştirdi. Mario Levi, en güzel kitabın henüz yazılmayan kitap olduğunu söyledi.

 

“ÇOK KÜLTÜRLÜ BİR ORTAMDA DOĞDUM”

1492’de İberya’daki son Müslüman devletin yıkılmasıyla ailesinin Osmanlı topraklarına göç ettiğini dinleyicilerle paylaşan Levi, çocukluk ve gençlik yıllarının Doğu-Batı senteziyle geçtiğini anlattı. Levi, “Ben doğunca kendimi çok kültürlü bir ortamda buldum. Annemin babası ve annesi Fransız okullarında okumuşlar. Evde Fransızca konuşulurdu. Batılı bir evdi. Valsler yapılır, operalar dinlenirdi. Babamın evine gelince babaannem tam bir Osmanlı kadınıydı. Çok sert ve dediğim dedik bir kadındı. Hepimiz korkardık ondan. Balkan Harbi’ni hayal meyal hatırlıyordu. Gençliğinde ud çalarmış. Evde Türk musikileri söylenirdi. Taş plakları vardı. Ben babaannemden çok şey öğrendim. Ben Batı ile Doğu’yu bir arada yaşatmak geleneğine, ikisini de aynı değerde görmeye meğerse kendi doğalı içinde sahip olmuşum. Bu tanrının bana bir armağanıydı. Yazar olmamın yolunu açmıştı.” ifadelerini kullandı.

 

“HERKES EN İYİ BİLDİĞİNİ YAZMALI”

Ailesinin başlıca bir hikaye olduğunu ve o hikayeleri toplayarak yazarlık serüvenine atıldığını dile getiren Levi, İstanbul tarihini bu şekilde özümsediğini söyledi. Levi, “Bir yazar adayı edebiyatta çok şey bilebilir. Ama ansiklopedik bilgi hiçbir işine yaramaz. Önemli olan içselleştirilmiş, özümsenmiş bilgidir. Mesela ben hiçbir zaman bir çiftçinin hikayesini yazamam. Ben toprağa sadece saksılarda dokundum. Ama 3 bin yıllık İstanbul tarihini öyle bir özümsedim ki 19 kitap yazdım. Hala anlatmayı bitiremedim. Herkes en iyi neyi biliyorsa onu yazmalı” diye konuştu.

 

“BENİM ÖDÜLÜM BİRİLERİNE SÖZLERİMLE DOKUNABİLMEK”

Samimiyetin edebiyatta çok önemli olduğunu aktaran Levi, bazı meşhur yazarların ne kadar kurgu ve teknik bilseler de samimiyetlerinin eksik olduğunu söyledi. Haldun Taner Öykü Ödülü sahibi olan Levi, bir yazar için en büyük ödülün kitap yazabilmek olduğunu ifade etti. Levi, “Yazarların yaptığı sadece var olanı bulmaya çalışmak. Bir keşif yolculuğu. Ben şu ana kadar yazmak istediklerimin birçoğunu yazdım. Ama her yazar için değişmeyen bir şey vardır en güzel kitap henüz yazılmayan kitaptır. En çok istediğim ödül ise birilerine sözlerimle dokunabilmek. Ruhlarına seslenebilmek” dedi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı